Basında Biz

Sektörün geleceğini planlamak…

''Ambalaj atıklarının kontrolüyle ilgili üçüncü taslak yönetmelik de yayımlandı. Sektörümüze ‘hayırlı’ olsun.''

Sonunda, ambalaj atıklarının kontrolüyle ilgili üçüncü taslak yönetmelik de yayımlandı. Sektörümüze ‘hayırlı’ olsun. Aslında, taslak yönetmeliklerin yayımlanması, tarafların etkisini görmek açısından epey faydalı oluyor.

Baskı gruplarının etkisi veya etkisizliği her paragrafta açıkça ortaya çıkıyor. Her tarafa biraz ‘mavi boncuk’ dağıtıldığı izlenimi veren; biraz memnuniyet biraz memnuniyetsizlik, hepsini içinde barındıran çok yönlü bir taslak yönetmelik düzenlemek epey zor olsa gerek. Bu çalışmalar ancak bizim güzel ülkemizde olur! Empati yapmak gerekirse, hazırlayanları da anlamak mümkün. Bu tartışmaların ve çalışmaların başladığı 2009 yılından beri Bakanlığın kapısını aşındırmayan kalmadı. Hatta çok enteresandır, Bakanlık binasının hiçbir katında; hatta Bakan katında bile güvenlik görevlisi bulunmazken, Ambalaj Atıkları Müdürlüğü’nün girişinde, giriş onayı almak zorunda olduğumuz bir güvenlik görevlisi bulunuyor. Çünkü biz ülkemizde lobi faaliyetlerimizi bir gruba hitaben sivil toplum örgütleri ile gerçekleştirmeyi pek beceremiyoruz. Lobi faaliyetlerini memleket, çevre, sektör gibi kavramları göz önüne alarak yürütmektense, daha çok kendi çıkarlarımızı ilgilendiren konular üzerinden yapıyoruz. Normaldir bu sonuç, yadırgamamak gerek…

Evsel kaynaklı ambalaj atıklarının şu an ancak yüzde 5’i sistem dahilinde toplanıyor. Geri kalan yüzde 95’nin büyük bir kısmı ayrı toplanamadığı için vahşi çöp deponi sahalarında, küçük bir kısmı da sistemsiz vahşi bir şekilde toplanıp ayrılıyor. Acaba hazır bu kadar büyük bir oran ayrı toplanamıyor iken; Avrupa’nın yasakladığı yakma işlemini mi gözden geçirelim. Bırakın dünya döngüsünü, yakalım bitsin bu dert! Hem yakınca enerji de elde ediliyor! Zaten enerjinin de ilerleyen yıllarda darboğaza gireceği konuşuluyor. Alın size atıktan enerji… Bu kadar tartışmaya, komisyonlara, taslaklara da gerek kalmaz. Piyasaya süren de yakma belgeleriyle yükümlülüğünü yerine getirir. Bu kadar fazla TAT firmasına da gerek kalmaz!

Bu kadar kinayeden sonra şapkamızı önümüze koyup şöyle bir düşünmemiz gerekiyor. Gücümüzü hangi doğrultuda kullanacağız, nelere umut bağlayacağız ve planlarımızı kaç yıllık yapacağız? Bunları düşünmeliyiz. Kısa vadeli planların yerine, büyük resme bakmalıyız.

Atık sektörü şu an yapılması gereken yatırımların henüz daha çok başında. Önceki yazılarımdan birinde de sözünü etmiştim. Atık sektörü, uzman olduğu konularda güç birliğine giderek, daha profesyonel yatırımlarla atağa geçmek zorundadır. Her atık stratejik bir malzemedir. Bu nedenle, geri dönüşümden geri kazanıma doğru organize olmak zorundayız. Önümüze konulan yönetmelik taslağından şunu anlıyoruz ki, toplama, ayırma, geri dönüşüm, geri kazanım, hepsi birbiriyle entegre olmak zorunda. Hedefimizi en az 2020 yılına göre belirlemeliyiz. Acaba sayıları yüzlerle ifade edilen tesislerin 10 yıl sonra kaç tanesi ayakta kalacaktır. Parçalanmış ve bölünmüş sektörü yönetmek kolay olacaktır. Daha az sayıda ama daha güçlü yapılaşmalarla istediğimizi alabileceğimizi gözden kaçırmayalım. Bu yapıyı tüm atık çeşitleri için düşünmemiz gerekiyor. Yoksa farklı sermaye güçlerinin esiri olmak kaderimiz olacaktır.