Basında Biz

“Kirleten Öder” Prensibi Uygulanmalı

Ülkemizdeki kaynakta ayrı toplama sistemlerinin gerçek maliyetlerini belirlenmesi ve bu sistemlerin finansmanını sağlam temellere oturtulması olduğunu düşünüyoruz.
 

TÜDAM Koordinatörü Şükriye Tümay Erdil ile ambalaj atıkları konusunda ülkemizin bulunduğu noktayı ve TÜDAM’ın faaliyetlerini konuştuk.

Kısaca Derneğinizden ve evsel-endüstriyel nitelikteki ambalaj atıklarını sağlıklı bir sistemde kontrol altına almak için yürüttüğünüz çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

TÜDAM Dönüşebilen Ambalaj Malzemeleri Toplayıcı ve Ayırıcıları Derneği, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından30.07.2004 tarihinde yayınlanan Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Kontrolü Yönetmeliği gereği, Lisans almış firmaların bilgi ve birikimlerini paylaşacakları bir platform oluşturmak, aynı zamanda sektöre kurumsal bir kimlik kazandırmak amacı ile “Toplama Ayırma ve Geri Dönüşüm Tesisi Lisansına sahip firmaların katılımı ile 22.03.2007 tarihinde “ TÜDAM “ DÖNÜŞEBİLEN AMBALAJ MALZEMELERİ TOPLAYICI VE AYIRICILARI DERNEĞİ kurulmuştur. Her geçen gün bünyesine katılan yeni üyeleri ile birlikte, sektörde karşılaşılan sorunlar için çözüm yollarının araştırıldığı, üye firmaların buluşma noktasıdır. Bugün, 37’si lisanslı Toplama Ayırma ve Geri Dönüşüm Tesisi; 4’ü Sempati Üyesi olmak üzere TÜDAM’ın toplam 41 üyesi bulunmaktadır ve Yeni üyeleri bünyesine katmaya devam etmektedir. Yurt içinde toplanan evsel ve endüstriyel ambalaj atığının %60’ından fazlası TÜDAM üye firmaları tarafından toplanıp ekonomiye kazandırılmaktadır. Ambalaj atığı toplama kapasitesi ile TÜDAM’ın sektörün doğal temsilcisi olduğu gözükmektedir. Ayrıca ülkemizde, TÜDAM Lisanslı TAT ve GDT’lerin oluşturmuş olduğu tek dernektir.

TÜDAM sektör sorunlarına çözüm ve çevreye katkı sağlamak amacıyla yapmış olduğu çalıştaylar, paneller, çeşitli fuar organizasyonları ile sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirerek bütünlüğü sağlamış olduğu gibi aynı zamanda çevreye olan duyarlılığı da her zaman ön planda tutmayı başarmıştır.

TÜDAM Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde, Mayıs 2009’da Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından ilk defa toplanan1.Ambalaj Komisyonu’na sektörü temsilen davet edilmiştir. Komisyon neticesinde farklı konu başlıklarında 10 Alt komisyon oluşturulmuş, yıl sonuna kadar devam eden çalışmalarda TÜDAM olarak Atıkların kaynağından ayrı toplanması konusunda sağlıklı, sürdürülebilir bir sistemin oluşturulması için sorunların tespitinin yanı sıra bu sorunlarla ilgili çözüm önerilerinin tüm üyelerle beraber araştırmalar ve çalışmalar neticesinde Bakanlık ve diğer kurumlarla paylaşmış olduk. Ayrıca TÜDAM, Bakanlık tarafından oluşturulan ‘’ BELEDİYELERİN ROLÜ YÜKÜMLÜLÜKLERİ VE İKİLİ SÖZLEŞMELERİN GÜÇLENDİRİLMESİ’’ Alt Komisyonu’nda komisyon başkanlığı görevini büyük bir sorumluluk bilinciyle üstlenmiştir.

Ambalaj Atıklarının kaynağında ayrı toplanması, taşınması ve ayrıştırılması kapsamında dünyadaki gelişmeleri aktarır mısınız? 

Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde olduğu gibi Avrupa Birliği(AB) ülkelerinde de ambalaj atıklarının kaynakta ayrı toplanması ve geri kazanımı yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. 1994 yılında AB Parlamentosunun ambalaj atıklarının çevreye olan etkilerinin giderilmesi için yayımladığı Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Direktifi (94/62EC) doğrultusunda tüm üye ülkeler, kendi ambalaj mevzuatlarını oluşturmuş veya yenilemişlerdir. Dünya örneklerini incelediğimizde neredeyse tüm çevresel sorunlar için kabul edilen “kirleten öder” prensibinin, ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması için de geçerli olduğu görülmektedir. Düzenlenen yasa ve yönetmeliklerde, ürünlerini ambalajlayarak piyasaya sunan üreticiler, sundukları ürünlerin faydalı ömrü sonucunda oluşan ambalaj atıklarının toplanması ve bu işlemlerin maliyetlerinin karşılanmasından da sorumlu tutulmuşlardır.

Atıkların toplanması ayrıştırılması, geri dönüştürülmesi ve geri kazanılması konusunda faaliyet göstermek isteyen girişimciler için, sistemlerin geliştirilip yaygınlaştırılması adına önemli teşvik mekanizmaları oluşturulmuştur. Bu doğrultuda oluşturulan yüksek kapasiteli teknolojik tesisler sayesinde ambalaj atıkları yüksek verimliliklerle geri kazanılarak ülke ekonomilerine büyük kazançlar sağlanmakta ve bu atıkların çevreye olan zararlarının da önüne geçilmektedir.

Türkiye’de bu konuda yapılan çalışmaları yeterli buluyor musunuz? 

Ambalaj Atıkları ile ilgili ilk düzenlemeler 1991 yılında yürürlüğe giren Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ile yapılmış ve sonrasında 05.04.2005 yılında yürürlüğe giren Ambalaj Atıklarının Kontrolü yönetmeliği ile Türkiye’de ambalaj atıklarının ıslak çöpten ayrı olarak toplanması ile ilgili yasal zemin oluşturulmuştur. 2005 öncesi dönemde, Türkiye’de endüstriyel nitelikli ambalaj atıkları bir yana bırakıldığında, teknik olarak bir ambalaj atığı toplama-ayırma sisteminin varlığından söz etmek mümkün değildi; yayımlanan yönetmelikle birlikte ambalaj atıkları ile ilgili olarak bir sistem dizayn edilmiş ve bu sitemin amacı: “Kaynağına bakılmaksızın tüketim sonucu oluşan tüm ambalaj atıklarının ayrı toplanılması, düzenli depolama tesislerinden azami istifade edilmesi ve ekonomiye katkıda bulunulmasının sağlanması” şeklinde tanımlanmıştır. Oluşturulan sistem genel olarak; ambalajların üretimi ve ambalajlı ürünlerin piyasaya arzı noktalarında ilgili taraflarca bildirimlerin yapılması ve bu ürünlerin tüketimi sonucu oluşan ambalaj atıklarının belirli oranlarla geri toplanması esaslarına dayanmaktadır.

Ülkemizde ambalaj atıklarının geri kazanımıyla ilgili önümüzde yapmamız gereken birçok önemli çalışma bulunduğunu düşünmekteyiz. Bu noktada, Ambalaj Komisyonunda ve Alt Komisyonlarda ele alınan konular ve bu konulara ilişkin sunulan çözüm önerileri, genel anlamda bizler için bir çerçeve oluşturduğu aşikardır. Ancak belirlenen sorunların çözüme kavuşturulması için ilgili tüm tarafların konuya sağduyuyla yaklaşması gerekmektedir. Bu noktada çözüme kavuşturulması gereken en öncelikli konunun; ülkemizdeki kaynakta ayrı toplama sistemlerinin gerçek maliyetlerini belirlenmesi ve bu sistemlerin finansmanını sağlam temellere oturtulması olduğunu düşünüyoruz. Bu soruna köklü bir çözümün bulunması, kaynakta ayrı toplama sistemlerinin ülke geneline yaygınlaştırılmasını tetikleyecektir.

Ambalaj atıklarının geri kazanımı konusunda karşılaşılan sorunları belirterek, Dernek olarak çözüm önerilerinizi aktarır mısınız?

Kaynakta ayrı toplama sistemlerinin maliyetlerinin karşılanması hususunda, mutlak suretle kendimize Avrupa Birliği ülkelerini örnek almalı ve “kirleten öder” prensibini uygulamalıyız. Ancak kirleten öder prensibini uygularken, tüm yükü sadece kayıt altına alınmış olan piyasaya sürenlerin üzerine yüklemek büyük bir haksızlık oluşturmaktadır. Bu sebeple mutlak suretle ülke iç piyasasına ambalajlı ürün sürün tüm piyasaya sürenlerin ivedilikle kayıt altına alınması gerekmektedir.

Özetle ifade temek gerekirse, Çevre Lisanslı Toplama Ayırma Tesisleri ve Geri Dönüşüm Tesisleri sistem operatörleridir ve ‘Kirleten Öder’ prensibi doğrultusunda Lisanslı TAT’ların kaynağından ayrı toplama maliyetleri karşılandığı taktirde sanayi evsel ayrımı olmaksızın Türkiye’nin her bölgesinde çalışabilirler. Ayrıca, sağlıklı, sürdürülebilir bir sistemin tesisi için, Belediyelerle sonlandırılan anlaşmaların şeffaflığı önemlidir. Gözetim, denetim ve yaptırım mekanizmalarının işletilmesi gerekmektedir. Sistemin tüm parçalarının yükümlülüklerinin ne kadarını yerine getirdikleri ya da yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerinin denetlenmesi, idari ve cezai yaptırımlarının uygulanması gerekmektedir.

TÜDAM olarak, yapılan farklı etkinlikler, toplantılar vesilesi ile ilgili taraflarla sorun tespitlerimizi ve yapıcı çözüm önerilerimizi detaylı olarak paylaşmaktayız. Ayrıca, web sayfamız üzerinden de gündemle ilgili gelişmeleri aktarmaktayız.