Basında Biz
Belediye ve Lisanslı Firma İlişkisi

Gerek belediyeler, gerekse TAT Lisanslı firmalar sistemin sağlıklı bir şekilde yayılabilmesi için genel şartları standart hale gelmiş sözleşmelerin gerekli olduğuna inanmaktadırlar. Toplama sistemi ile ilgili olarak belediyelere veya lisanslı firmaya göre değişik uygulamaların olması, sektörün gelişimini engellemektedir.

Ambalaj Atıkları Yönetmeliği’nin en önemli kilometre taşlarından bir tanesi ‘belediyelerin sorumluluğu ve bununla ilgili olarak alınacak tedbirler’ olarak önümüzde durmaktadır. Bu çerçeve içersinde belediyelerin yürüteceği çalışmalarda kendilerine bu konuda hizmet verecek olan en önemli kuruluşlar ‘TAT lisansına sahip firmalar’dır. Gelişmiş ülkelerde bu tip firmaların bir arada toplandığı sivil toplum kuruluşları, belediyeler ile bu firmalar arasında köprü görevini yapmakta olup, yurdumuzda da kuruluşunu 2007 yılında tamamlayan Tüdam (Dönüşebilen Ambalaj Malzemeleri Toplayıcı ve Ayırıcıları Derneği) sistemin sağlıklı ilerleyebilmesi için gerekli olan bu boşluğu doldurmak üzere faaliyetlerini sürdürmektedir.

Gerek belediyeler, gerekse TAT lisanslı firmalar sistemin sağlıklı bir şekilde yayılabilmesi için genel şartları standart hale gelmiş sözleşmelerin gerekli olduğuna inanmaktadırlar. Toplama sistemi ile ilgili olarak belediyelere veya lisanslı firmaya göre değişik uygulamaların olması, sektörün gelişimini engellemektedir.

Sistemin amacının ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanmasına yönelik olması, gerek belediyeleri, gerekse lisanslı firmaları aynı pencereden bakmaya yönlendirmektedir. Bu nedenle belediyelerin bu konuya gelir elde etme gibi bir tutum ile yaklaşmamalarını gerekli kılmaktadır. Belediyelerin bu yönetmeliği ‘hizmet yönetmeliği’ olarak görmesi ve buna göre davranması esas olmalıdır.

Tatbikata baktığımız zaman birçok belediyemizin ‘hizmet’, bazı belediyelerimizin de bu sisteme gelir kaynağı penceresinden baktığını görmekteyiz. Bu durumda sanayi ve ticari ambalaj atıklarının yoğun çıktığı belediyelerle, yerleşimin yoğun olduğu belediyeler arasında yönetmeliğin tatbikatı bakımından farklılıklar çıkmakta ve yerleşimin yoğun olduğu bölgelerde sistemin yaygınlaşması gecikmektedir.

Toplama sistemin çok masraflıı ve zaman alıcı olması nedeni ile toplama yapacak olan lisanslı firmaya ait tesisin o belediye sınırları içinde veya çok yakın bölgede olması gereklidir. Çünkü, bu konudaki maliyet unsurların en önemlilerinde bir tanesi “logistik” olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle belediyelerin sözleşme yaparken kendi bölgeleri içersinde bulunan TAT lisanslı firmalara öncelik vermesi ve yatırım gerektiren bu sistemin sürekliliğini temin edebilmek için sözleşme sürelerinin en az 3 yıllık olması gerekmektedir.

Bir başka konu da, belediyelerin TAT lisanslı firma seçiminde; sahanın büyüklüğünü ve lisanslı firmanın araç, makine-ekipman kapasitelerini göz önüne alması gerektiğidir. Sözleşme yapılacak firmanın mevcut kapasitesinin o bölgeye yetemeyeceğinin görülmesi halinde yapılacak uygulama planına göre aynı belediye sınırları içersinde farklı bölgelerde çalışacak ve alternatif yaratacak birden fazla lisanslı firma ile anlaşma yapılabilmelidir.

Yönetmelik gereği; yönetim planının tarafarca birlikte hazırlanarak belediye tarafından bakanlığa gönderilmesi gerekmekte olup, tatbikatta bu işlem genellikle hizmeti veren lisanslı firmaya yaptırılmaktadır.

Yönetmelikte; ambalaj atığı üreticilerine atıklarını ayrı biriktirmeye ve sisteme hazır vaziyette teslim eder” denilmekte olup, bu uygulamayı yapmayan atık üreticilerine yaptırım uygular denmesine rağmen, bazı belediyelerimiz, bazı atık üreticilerine bu yaptırımları uygulamamakta ve lisanslı firma ile atık üreticisini karşı karşıya getirmektedir.

Yönetmelikte belediyeler için sorumluluk verilen tarafarla birlikte eğitim faaliyetleri yapar; denmesine rağmen, tatbikatta bazı belediyelerimizin eğitim faaliyetlerine hiç katılmadıkları görülmektedir.

Yönetmelikte belirtilen bir diğer husus ise, belediyelerin tat lisanslı firmalara çalışabilecekleri uygun alan göstermesidir. Oysa konuda birkaç belediyenin uygulaması haricinde yeterli uygulama maalesef olmamıştır.

Sonuç olarak; ‘temiz bir dünya, yaşanılabilir bir çevre’ için lisanslı firmalar ile belediyelerin bir bütünün parçaları olarak birlikte ve aynı bakış açısı ile hareket edebilmenin yollarını bulabilmek için çaba gösterilmesi gerekliliğine inanmaktayım.