Basında Biz

Tüdam Çatısı TAT ve GDT'lerin Geleceğidir

Serkan Sepin- Benli Geri Dönüşüm
 

Türkiye’deki Ambalaj atıkları toplayıcıları ve geri dönüşümcülerin genel problemlerini, çözüm önerileri ile birlikte aylardır yazmaktayım. Sektördeki bütün firmalar yıllardır problemlerini hiçbir platformda dile getiremediler. Yapılan iyi niyetli bireysel girişimler ise bakanlık koridorlarında cılız birer çığlıktan öteye gidemedi.

Lisanslı firmalar yıllarca yasal haklarından mahrum yaşadılar. Yönetmeliğin güçlü tarafında olmalarına rağmen Belediye- Piyasaya Süren - Bakanlık üçgeni içerisinde oradan oraya bilinçsizce sürüklendiler. Sesi biraz fazla çıkan firmalara ise “şahsi menfaatlerinin peşinde koşma” yaftası yakıştırıldı.

Bu aşamadaki problem, yönetmeliğin diğer tarafları olan piyasaya sürenler, belediyeler ve bakanlığın kurumsal kültür, güçlü finansal kaynaklar ve kolektif çalışma gibi önemli meziyetlere zaten sahipken, lisanslı firmalarda bu özelliklerin hiçbiri bulunmamaktaydı.

Bu problemler içinde en vahimi ise farkındalık eksikliği idi. Yıllar boyu bu firmalar donanım eksiklerinin ve ellerindeki gücün farkında olmadan Don Kişot’un yel değirmenlerine saldırdığı gibi bilinçsizce oradan oraya savruldular. 

Neyse ki iletişim olanaklarının artması, sektörün önemli bir fuara ve dergiye kavuşması “Farkındalık Eksikliği”ni bir nebze giderdi. Firmalar yalnız olmadıklarını fark ettiler. 

2007 yılına gelindiğinde ise sektörün gücünü ortaya koymaya yönelik ilk ciddi adım atılarak TÜDAM (Türkiye Dönüşebilen Ambalaj Atıkları Toplayıcıları ve Ayırıcıları Derneği) kuruldu.

Kurulduktan bir sene gibi kısa bir süre sonra ise şahsi menfaatlerini bir tarafa bırakmış sektör profesyonellerinin yaratmış olduğu sinerji sayesinde ağırlığı hissedilir ve geliştirdiği fikir ve projeleri dikkate alınır bir sivil toplum kuruluşu haline geldi.

TÜDAM artık kurumsal kimliği oluşmuş, sektörün geleceği ile ilgili söz sahibi ve TAT ve GDT’ler için geleceğin belirsiz olmadığını ispatlar bir duruma gelmiştir. 

Gelinen bu son noktada yapılması gereken lisanslı firmaların yakalamış olduğu bu fırsatı değerlendirmeleri, yukarı da bahsettiğimiz kurumsal kültür, kolektif çalışma ve farkındalık eksikliklerini derneğin oluşturduğu profesyonel kadro sayesinde oluşturulan havuzdan gidermeleri ve yönetmeliğin diğer tarafları karşısında “YALNIZ” olmadıklarını göstermeleri gerekmektedir.

Bu da ancak lisans almış bütün firmaların oluşan bu “GÜÇ BİRLİĞİ”ne şahsi menfaatlerini göz ardı ederek katılmaları ile gerçekleşebilir.

Burada derneğin adı ve hangi firmalardan oluştuğu önemli değildir. Önemli olan lisanslı firmalar olarak “CİDDİ” bir “KURUMSAL DURUŞ” göstermek, Yönetmelik kapsamındaki “HAKLARIMIZI” sonuna kadar savunup hepimizin var olabileceği bir düzenin kurulmasını sağlamaktır.